26 Kasım 2011 Cumartesi

...

Uzun zamandır sessizce seni izliyordum bir parça pişmanlık bir parça sevgi varmı diye kalbinde ama görüyorum ki yok. Sen beni parçalyıp gittin ve seni parçalayan bir başkasına aht ediyorsun ya işte adalet bu allahım biliyorya canımın ne çok yandığını seni ne çok özlediğimi ama cesaret edemediğimi ama  ben sana aht etmedim. Senin suçun değildi evet benim suçumdu her zamnki gibi ...

Bu haytta her hatanın benim suçum olması gibi buda benim suçumdur...

2 yorum:

  1. yok daha neler...hoşgeldin epeydir sessizdin..iyisindir umarım..:))

    YanıtlaSil
  2. İnsan hep izlediğini bilir. İzlemekten yorulana kadar tek kendisinin izlediğini sanır. Oysa izlendiğinin farkında değildir çoğu zaman. Belki bir gölge, belki bir nefes kadar yakındır kimi zaman sana ama dönmezsin işte, göremezsin işte, bilemezsin işte... Pişmanlığı ölçen bir alet olsaydı keşke, acıyı da, sevgiyi de, özlemi de... Herkes kendi yaşadığı acıyı en büyük sandığı için değil midir zaten onca yanılgı? Bi başkasına edilen ah, belki bin yıllık bir ahtır. Belki o ahın içinde tanımıştır başkalarını da... O ahın içinde sevmeyi öğrenmek için çırpınmıştır. O ahın kiri bulaşmışken ellerine, bir başka ele dokunmak bu kadar cesaret işi olmuştur. Keşke herkes ne kadar sevildiğini, ne kadar özlendiğini, ne kadar önemsendiğini ve ne kadar izlendiğini görebilse, farkedebilse...Hayat gibi bizde çok basitiz aslında. Dümdüz... Onu karmaşaların ortasına bırakan bizden başkası olmadığı gibi, kendi karmaşalarımızı yaratan da yine biziz. Kim neye göre haklıdır ki? Kim neye göre suçludur? Bir suç varsa eğer ortada onu yanına alıp giden kabullenmiştir her daim. Sırf kalan daha fazla o suçun cezasına mahkum olmasın diye...

    YanıtlaSil